Makaleler
AYÇA MUMKULE İLE THE ROCK ART MAGAZINE İÇİN YAPILAN RÖPORTAJ

AYÇA MUMKULE İLE THE ROCK ART MAGAZINE İÇİN YAPILAN "DUYGULARIM, ZORBA VE BEN" ROPORTAJI

* Konservatuar, turizm-işletme, çalışma psikolojisi gibi farklı eğitimlerden geçtiğinizi biliyoruz. Bize kendi öykünüzden bahsedebilir misiniz?

Benim bütün derdim kendim olmak.. En büyük ihtiyacım ise bilgi. Kendimle ilgili tam bir farkındalık düzeyine ulaşıncaya kadar, iyi yapabildiğim tüm alanları denedim diyebilirim. Bu zorlu ve meşakkatli bir süreçti, bunu kabul ediyorum. Aslına bakarsan halen de devam ediyor. Ama her uğradığım handan inanılmaz bilgilerle döndüğümü söyleyebilirim. Hiçbir zaman zayıf yönlerimi kafaya takmadım. Hep güçlü hissettiğim alanlarda var olmaya gayret gösterdim. En nihayetinde bunun en doğru yol olduğunu da beyin bilimciler ve kişisel gelişimciler söylediler zaten. Aferin bana :)

* Kişisel danışmanlık yaptığınız süreçte karşılaştığınız en ilginç olay nedir?

Aslında ben hiç kişisel danışmanlık yapmadım. Buna cüret etmedim diyelim.. Ancak beni danışman varsayanlar oldu ki, bence zaten en ilginci de budur.

* Her kitap insanı doyurur. Yeni kitabınız "Duygularım, Zorba ve Ben"den ne öğreneceğiz?

Silkelenip kendinize döneceksiniz :) Kitap mobbing sürecinde alınabilecek zihinsel önlemleri sunuyor. Her mağdur kendi mobbingsavar kalkanını oluşturmak zorunda. Çünkü parmak izimiz kadar farklıyız ve alacağımız önlemler de bize özel olabilir. Bunun yolu da kişisel farkındalıktır.

* Kitabı oluştururken esinlendiğiniz bir kaynak var mıydı?

Olmaz mı? Zaten bu kaynakları kitabın sonunda sıraladık. Ama temel aldığımız iki görüş bulunuyor. Önerilerimizi de bu görüşler üzerine inşa ettik. Bunlardan ilki Daniel Goleman'ın Duygusal Zeka yaklaşımı, diğeri ise Albert Ellis'in Rasyonel Duygulanımcı Davranış Terapileri Tekniğidir.

* Kitabınızı nasıl kategorilendirebiliriz, türü nedir?

İbret Verici kategorisinde diyebiliriz:) İşin şakası bir yana, sürecin daha iyi anlaşılması ve analiz edilebilmesi için hikayeli kişisel gelişim kitabı yazdık.

* Genelde kişisel gelişim kitaplarının üslubu ve içeriği basma kalıptır. İnsanlar da önyargıyla bu kitapları değerlendirirler. Sizin kitabınızın farkı nedir?

Hem Eray hem de ben, akademik üsluptan ve okurken hülyalara daldıran fakat uygulanabilirliği tartışılan kitaplardan çok sıkıldık. Bu sebeple, yarattığımız bir hikayeyi, uygulanabilir tekniklerle taçlandırdık diyebilirim.

* İki kişi kitap yazmanın kolay ve zor yönlerini bizimle paylaşır mısınız?

Ben süreçte bol bol mob edildim :))) Eray ve ben, çok uzun zamandır birlikte çalışıyor, birlikte biriktiriyor, biriktirdiklerimizi de birbirimizle paylaşıyoruz. Bizi karbon kopya olmaktan alıkoyan tek şey kendimize has üsluplarımız. Kitabın iskeletini çok iyi planladık ve iş bölümü yaptık. Bu plan son derece başarılıydı. Bunu kendi halimizde yazdıklarımızı bir araya getirdiğimizde anladık. Kusursuz bir biçimde birbirini tamamlıyordu yazdıklarımız. Biribirimizi tekrar ettiğimiz bölümleri sadeleştirip eleyince, ortaya bu kitap çıktı.

* Kitabınız sayesinde mobbing kavramını iyice öğreniyoruz. Mağdur yıprandığında bütün suç zorbada mıdır?

Süreçte suçlu aramak yapılacak en hatalı şey. Bu sürecin suçlusu haklısı yoktur, sadece roller vardır. Mağdurun içinde bulunduğu durum akla, mantığa, adalete ve etiğe sığmamaktadır elbette. Ama mağdurun mağduriyet derecesini belirleyen ana esas, bireyin kendi zihnidir.

* Mobbing yasaları konusunda dünya ve Türkiye ne noktadadır?

Türkiye gecikmiş fakat başarılı adımlar atmış bulunuyor. Mobbing Borçlar Kanunu kapsamında cezası olan bir suç olarak revize edildi. Dolayısıyla görülen davalarda sadece zorba değil, kurum da ceza alabilecek. Bununla birlikte özellikle Avustralya'dan öğreneceğimiz çok şey var. Orada mobbing eylemine şahit olduğu halde sessiz kalan izleyiciler de ceza alabiliyor.

* Zorbanın asıl derdi nedir?

Kendisidir. Hastalıklı bir zihne sahiptir. Kendisini iyi hissetmesine engel olacak kadar başarılı, sevilen ve rakip olabilecek biriyseniz mağdur adayı olursunuz. Tek derdi sizi gözünün önünden kaldırmaktır. Yani sizi o iş yerinden uzaklaştırmak ister. Ancak bu şekilde huzura kavuşur.

* Duygusal zekiyi ve duygusal insanı nasıl ayırt edebiliriz?

Bu çok önemli bir konu. Çünkü bazı kaynaklarda duygusal zekası yüksek olanların mobbing'e daha açık olduğuna ilişkin talihsiz yazılar yayınlandı. Bu fikir külliyen yanlıştır. Duygusal olmak, duyguların ve duygulardan doğan düşüncelerin esiri olmak demektir. Duygular zaman zaman gerçekliği çarpıtabilir. Duygusal Zeki olmak ise; duyguların verdiği bilgiyi doğru ve etkin olarak analiz edip kullanabilmekle açıklanabilir. Dolayısıyla mobbing'in de en büyük silahıdır.

* Duygusal zeka eğitilebilir mi?

Eğer birey bu kapasitesini geliştirmeye niyetliyse evet!

* Algıları toplum yaratır, sosyal bir varlık olan insanın algılarını değiştirmesi zor değil midir?

Zordur ama elzemdir. İnsan olmak zordur zaten.. Eğlenceli kısmı da budur. Bizi diğer canlılardan ayıran en temel yetkimiz seçme özgürlüğüdür. Ya toplumun dayattığı doğruları kendi doğrularınız edinip "normal" olacaksınız. Ya da tam bir kişisel farkındalık sayesinde "olabileceğiniz her şey olma" fırsatını elde edeceksiniz. Seçim sizin.

Share

 
Anasayfa | Biz Kimiz | Hizmetlerimiz | Referanslarımız | İletişim
Copyright © 2009 Anahtar Eğitim Designed By 2025 Arena