Makaleler
DUYGUSAL ZEKİ KURUM KÜLTÜRÜ = MOBBINGSAVAR KURUM

Ayça Mumkule tarafından yazılan bu yazı, 22 Aralık 2013 tarihli HABERTÜRK İnsan Kaynakları - SecretCV Gazetesinde yayımlanmıştır.

Mobbing hakkında bugüne dek pek çok şey yazıldı çizildi, konuşuldu. İş yaşamının bir parçası olan herkes, mobbing’in yanından en az 1 kez geçtiğini, hatta sürecin tam göbeğinde olduğunu fark etmiş durumda.  Ancak pek çok çalışan, bu illet ile ilgili kesin ve kalıcı önlemler alınabileceği konusuna şüpheyle yaklaşıyor. İçinde insan gibi tüm ezberleri bir anda bozabilen bir varlık olduğunda, bu şüphenin haksız olduğunu söylemek en büyük haksızlık olur. Bununla birlikte, bu şüphenin durdurucu ve boş verdirici etkisinden de hızla kurtulmak elzemdir. Çünkü insan, mücadele ettiği oranda öğrenir, gelişir ve savunma mekanizmalarını güçlendirir.

Mobbing ile mücadelenin en büyük silahı, kesinlikle ve kesinlikle zihinsel süreçlerin ustaca kontrolüdür. Ancak süreç, bireyi tek başına bırakmaya izin veremeyecek kadar çetin tacizleri içermektedir. Bu sebeple, her kurum, çalışanlarını bu süreçten korumakla yükümlüdür.

Bu yükümlülüğün pek çok farklı boyutu bulunmaktadır. Bunlarda ilki, erdemli ve vicdanlı olmakla açıklanabilir. Yani her kurum, çalışanlarını tacizin her türlüsünden korumak konusunda kararlı olmalıdır. İş Kanunu da, işverenlerin bu yükümlülüğünü açık ve net olarak bildirmektedir ki, bu da hukuki zorunluluğu beraberinde getirir. Mobbing davalarının, Borçlar Kanunu kapsamında görülmesinin temeli de budur. Her kurumun, çalışanlarının onurunu koruma borcu bulunmaktadır. Bir diğer boyutu ise kültür boyutudur. Mobbing, bir ailenin yaramaz çocuğuna benzer. Sadece tek bir insan, yaptığı yüz kızartıcı eylemler nedeniyle, koca bir aileyi soyadını değiştirmeye zorlayabilir. Tek bir aile ferdi; aileyi  huzursuzluğa, kavgaya, birlik ve bütünlüğünün kaybına hatta dağılmaya sürükleyebilir. Tek bir mobbing zorbası da, tüm kurumunun kültürünü ciddi olarak yaralamaya yeterlidir. Kültürü yara alan bir kurum, hızla kan kaybı yaşayacaktır. Kurum kültürü, o kurumun en büyük motivatörüdür. Motivatörü arızalanan bir kurumun verimi düşer, başarı ivmesi, yerini hızla kaybetmeye bırakabilir.  Bir kurumun başarısının en büyük tetikleyicisi, kurum çalışanlarının işlerine gönüllerini katmalarıdır.

Bir kurum gelişmek ve hayatta kalmak istiyorsa, öyle bir kültüre sahip olmalıdır ki, bütün çalışanları ellerinden gelenin en iyisini yapmalıdırlar. Bu "çalışanların işe, yüreğini koyma” kültürüdür. Her çalışanın sorumluluk aldığı, inisiyatif ve bağlılığa sahip olduğu, çalışmaktan hoşlandığı, beraber olmaktan zevk aldığı ve neyin anlamlı ve değerli olduğunu ayırdığı bir kültürdür. Tam da bu noktada, Duygusal Zeki Kurumlar’ın bazı temel özelliklerinden bahsetmek yerinde olacaktır:

* Bu kurumlar için öncelikle insan önemlidir. Çalışanlar arasında saygı temeline inşa edilmiş bir ilişki yönetiminde bahsedilebilir.

* Her değişim ve gelişim sürecinde insan faktörüne odaklanırlar.

* Çalışanların hem aklına hem kalbine hitap eden bir kültürleri vardır.

* Çalışanlarının; duygulara, fikirlere ve sezgilere sahip bireyler olduklarının farkındadırlar.

* İç hiyerarşiden önce bireye önem verirler.

* Tehdit edildiğini hisseden kişinin potansiyelini tam olarak ortaya koyamayacağının farkındadırlar.

* Ancak bilgilendirilmiş, ilham verilmiş, dinlenmiş ve karar verme sürecine katılmış insanların birlik ve bütünlüğe katkı sağlayabileceğini bilirler.

* Kurumun başarısına katkı sağlayan / sağlayabilen kişileri nasıl çekeceğini ve elde tutacağını bilirler.

* Çalışanların eğitimi ve gelişimi için harcanan parayı bir harcama olarak değil, geleceğe yatırım olarak görürler.

*Kurallar insanların huzur ve refah içinde çalışabilmelerine hizmet eder.

Bu özellikleri içselleştirmiş kurumlarda, mobbing eyleminin ve zorbasının barınması neredeyse imkansızdır. Çünkü mobbing eyleminin ve zorbasının en belirgin özelliği olan sinsilik, açık iletişim ve şeffaflığın hakim olduğu bu tür kurumlarda hızla görünür olur. Kurum kültürünü korumak ve sağlamlaştırmaktan yükümlü İnsan Kaynakları Yönetimi’nin kararlı tavrı ise, mobbingsavar kurumun en büyük silahıdır. Bu sebeple, İK yönetiminin, mobbing’i tanımlamak ve süreci analiz edebilmek konusunda mutlaka yetkinlik kazanması gerekmektedir.

Mobbing’in, üzerinde en az konuşulan oyuncuları olan izleyiciler, duygusal zeki bir kurumda, korku ve endişeden uzak bir biçimde mağduru koruyabilir. Mağduru en çok yıpratan yalnızlık ve itilmişlik duygusu bu şekilde elemine edilmiş olur. Zorba da, en çok beslendiği unsur olan bu korkudan mahrum kalmış olacaktır.

Duygusal Zeki Kurumlar, dinamik duyguların onlara yardım edeceğini ve çalışanlarını geliştireceğinden emindirler. Kurumsal duyguları ön planda tutmak, kuruluşun gelişmesi için hayatsal değer taşır. Bu da kurumlara negatif durumlarla baş etme gücü verir. Duygusal ve Sosyal Zeka’nın var olduğu kurumlar, mobbing zorbasının kabusudur..

Share

 
Anasayfa | Biz Kimiz | Hizmetlerimiz | Referanslarımız | İletişim
Copyright © 2009 Anahtar Eğitim Designed By 2025 Arena