Makaleler
Sisteme Rağmen Duygusal Zeka

Ayça MUMKULE

ΔNΔHTΔR Eğitim ve Yönetim Danışmanlığı
Kurucu Ortak / Öğrenme Partneri

 

İçinde yaşadığımız sistemin -ki biz ona medeniyet diyoruz-  varlığını sürdürebilmesi için rollere ihtiyacı var.. Ancak zaman içinde kantarın topuzu fena halde kaçmış. Hal böyle olunca, rol çatışmaları üzerine inşa edilmiş bir sistemin oyuncuları olmuşuz. Bu sistem içindeki “normal” insanlar olabilmek için, toplumsal yargılar buketinden sentezlediğimiz önyargılarımız oluşmuş.. ve bizler, bu önyargıların kemikleşerek değerlerimizi oluşturduğu bir sistem içinde dönüp duruyoruz. Uzun vadede ise, biz, biz olmaktan çıkıyoruz.. Mevzu uzun ve çetrefilli..  Çünkü işin içinde “kendini kendince yaşayabilmek” felsefesi de var. Merak buyurmayınız; bu kavramı, kişinin sahip olduğu değerlerin farkında olması ve bu değerleri etkin bir biçimde kullanmasına olanak sağlayan bir kurumun kazançları sınırına indirgeyeceğim. Dolayısıyla ille de “Duygusal Zeki Kurum” diyeceğim.
 
Bir kurum duygusal zeki olabilirse; herşeyden önce daha "insani" bir hâl alacaktır kuşkusuz. Kapitalizm ve materyalizm canavarlarının hepimizi yuttuğu günümüzde, bir çoğumuz hatta hepimiz, yaşamak için çalışmak yerine çalışmak için yaşar olduk. Bu durum insanların belki de "kendilerinden vazgeçmelerine" sebep oldu. Şöyle ki; ertesi gün toplantımız olduğu için kitap okumaktansa erken yattık, iş yerinde başarısız bir gün geçirdik diye eşimizi kırdık, hepsinden önemlisi sırf yöneticilerimiz mutlu olsun diye fazla mesai yapıp çocuklarımızı ihmal ettik. Peki ne oldu? Cevabı basit; önce kendimizden vazgeçtik, sonra da hayatı bizimle paylaşan insanların hissettiklerinden... 

Duygusal zeka, kuşkusuz, insan olmanın tadına varabilmenin en önemli yollarından biri. Bu tadı bir kez alınca daha doğrusu "hatırlayıp farkedince" hayatın daha yaşanır hâle geleceğine inancım tamdır. Yaşam kalitesi artan insanın performansının da artacağı ise tartışılmaz bir gerçektir. Bırakın, insanlar işlerine gönüllerini katsınlar. Bu tür bir kurum iklimi ve nihayetinde kültürü oluşturmak hiç de zor değil. Hatta reçeteyi açıklıyorum:
 
Özfarkındalık ile dolu bir kabın içine, 3 ölçek öğrenme isteği, 2 ölçek empati, 2,5 ölçek esinleme, 1,5 ölçek iyi niyet ve kap aldığı kadar da iletişim koyup, kısık ateşte iyice karıştırın. Karışım kulak memesi kıvamına geldiğinde ateşten alıp, kalp şeklindeki küçük kaplara boşaltın. Bu karışımla dolu olan kalplerin içine; anlayış, iyimserlik, gelişme ve geliştirme isteğinden harmanladığınız baharatı serpin. Kalpleri tepsiye yerleştirip, daha evvel ısıtmış olduğunuz hedef fırınına sürüp sıcak servis yapın. Yanında bir bardak geribildirim ikram etmeyi  ihmal etmeyin ve bu içecekten lütfen siz de için. Afiyet (sağlık ve esenlik) olsun.
                                     

Share

 
Anasayfa | Biz Kimiz | Hizmetlerimiz | Referanslarımız | İletişim
Copyright © 2009 Anahtar Eğitim Designed By 2025 Arena