Makaleler
Ekolojik Zekaya Doğru 1: EKOLOJİK ZEKİ KURUM, EKOLOJİK ZEKİ TÜKETİCİ, KENDİNE GELEN İNSANLIK

Evet; hepimiz yıldız tozuyuz. Evren biz, biz de evreniz. Spiritüller değil, astrofizikçiler söylüyor bunu… Bu da bizi birbirimizden sorumlu kılıyor. Ama ben konunun bu kadar derinine girmeyeceğim, yani en azından şimdilik. Mars’a bile göz diktiğimiz bu günlerde, kendi gezegenimize sahip çıkalım yeter.

Bildiğiniz üzere, duygusal zeka kavramı, Daniel Goleman ile popüler oldu. Goleman, H.Gardner’ın Çoklu Zeka Teorisi içerisinde yer alan 2 kapasiteyi ele almış (inter personal, , intra personal), bu kapasiteleri kendi içlerinde bileşenlere ayırmıştı. Zaman içerisinde bu ayrımını da Duygusal ve Sosyal Zeka olarak kategorize etti. Daha sonra, yine Gardner’ın tasnifinde yer alan  Doğacı Kapasite’nin önemini anlamaya ve anlatmaya başladı. En sonunda da bu kapasitenin daha ziyade psikolojik ve zihinsel kısmını ele alarak Ekolojik Zeka (Satın aldıklarımızın saklı etkilerini bilmek her şeyi nasıl değiştirebilir?) adlı kitabını yayımladı. Kitap, Ekolojik Zeka konusunda yol alabilmek için de duygusal ve sosyal zeka’nın rehberliğine ihtiyacımız olduğunu gösteriyor.

Goleman’ın bu kitapta ortaya koyduğu en çarpıcı tespit, duygularımızın yuvası olan ve bizi her anlamda hayatta tutmak için çaba sarf eden amigdalanın, ekolojik tehlikeler karşısındaki duyarsızlığına vurgudur. Yaradılışımız ve yaradılışımızdan bu yana biriktirdiğimiz tecrübeler neticesinde, Belgrad Ormanları’nda koşu yaparken duymamız muhtemel her hışırtıya bile duyarlı olan amigdala, soluduğumuz havada serbestçe salınan, gözle göremediğimiz  fakat orta ve uzun vadede neslimizin yaşamına mâl olabilecek zararlılara karşı kılını kıpırdatmıyor. Üstelik bugün şehir ormanlarında bir kaplan ile karşılaşma ihtimali yok, ama ekosistemin dengesindeki bozukluk topyekûn hepimizi yok edebilecek kudrete sahip. Peki bizden sonra gelecek nesillerin sağ ve sağlıklı olabilmesi için kurban olmamız mı gerekiyor? İnsan sadece yok olarak mı öğrenir ve sonraki nesillere öğretir? Yani bu gelişimsel bir kader midir? “Hayır” diyor Goleman. İçimizde uyananlar var ve bu sayı arttıkça kendimizi ve gezegenimizi şifalandırabiliriz. Goleman özellikle Amerikan toplumunun satın alma ihtiyaçlarını değiştirebileceğine inanıyor. Peki ya alım gücü görece daha düşük olan toplumlarda bu sorumluluk sadece tüketiciye yüklenebilir mi? Sırf çocuğunun gözündeki mutluluğu görebilmek için, zararları olduğunu bildiği halde, ama sadece ona gücü yettiği için Çin malı oyuncak alan babaların ülkesinde, kurumlar da elini taşın altına koymalı. Çünkü Ekolojik Zeka bugünün gücüyle geleceği inşa eden bir yaklaşım. Kurumlar bunu başarabilirler. Oysa bireysel boyutta bugünü bile tam manasıyla yaşayamayanlar var.

Özellikle Batı dünyasında hatırı sayılır derecede artış gösteren “yeşil şirketler” sadece gezegeni değil, umudumu da yeşertiyor.  Bu firmaların bir kısmı, bizim ülkemizde de faaliyet gösteriyor ve onların bu konuyu merkeze alarak yaptıkları reklam ve bilgilendirmeler çok hoşuma gidiyor. Öyle ki; çamaşır makinası alırken “çamaşırlarınızı tertemiz yıkar” tipi sloganlardan ziyade, “doğayı ve çocuklarınızı korur” tipi sloganlarla karşılaşabiliyoruz artık. Bu söylemler arttıkça, insanların zihinlerinde de bilişsel düzeyde değişmeler olacağına inanıyorum ben.

Toplumda “doğaya dost olan ile birlikte olmak” ihtiyacı yaratılmalı, bu kesin. İşte o zaman tüketici bu konuda talepkâr olmaya başlayabilir. Tabi işin bir de şu boyutu var; sadece doğa dostu ürünler üretmek yetmez, bu ürünlerin fiyatlarının da satın alınabilir düzeyde tutulması gerekir. Yoksa iş, tadı domates gibi olan domates yiyebilmek için ekolojik marketlere çuvalla para dökmek zorunda olduğumuz gerçeğine döner. Ekolojik Zeka ile elde edilecek faydalar lüks olmamalıdır. Sağlık, yaşanabilir bir dünya ve aydınlanma herkesin hakkıdır. O halde önce zihinlerimizden başlayalım. Ekolojik Zeka herkese lazım…

Ayça Mumkule Erşipal

Share

 
Anasayfa | Biz Kimiz | Hizmetlerimiz | Referanslarımız | İletişim
Copyright © 2009 Anahtar Eğitim Designed By 2025 Arena